Cihad İsminin Anlamı, Analizi, Kökeni, Numerolojisi Hakkında Bilgi

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

464934-sirin-bebek-resimleri2.jpg (550×425)

Merhaba arkadaşlar, isimler hakkında aradığınız her şeyi bulabileceğiniz websitemize hoş geldiniz. Bu yazıda  Cihad ismini masaya yatırıp tüm ayrıntılarıyla ele alıyoruz ve her açıdan inceliyoruz. Yazının devamında Cihad  ismi ile ilgili anlamı, kökeni, analizi, en popüler isimler arasındaki sıralaması, cinsiyeti, Kuranda geçip geçmediği ve dini Anlamı gibi konularda detaylı bilgileri okuyacaksınız.

 Cihad İsminin Anlamı Nedir? Kelimesinin Türkçe Sözlükteki Karşılığı Nedir? Ne Anlama Gelmektedir? Manası Ne Demektir?

  1. Bk. din savaşı
  2. Arapça kökenli bir ErkekErkek ismi olan Cihad; “Din uğruna savaş” anlamına gelir.
  3. 1. din uğrunda düşmanla savaşma. 2. islam uğrunda çalışma. cihad müslümanlara farz kılınmıştır. mallarıyla, canlarıyla savaşan mü’minler övüldüğü gibi, bu mücadele uğruna canını veren kişi şchidlik makamıyla yüceltilip taltif edilmişlerdir. kur’an’da defalarca tekrarlanan bir emirdir. – dil kuralına uygun olarak “d/t” olarak kullanılmaktadır.
  4. (Cehd. den) Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah (C.C.) yolunda muharebe. Din için çalışmak. Erkan-ı imaniye ve esasat-ı diniyeyi muhafaza ve imanı takviye için cehd ve gayret etmek. Şeriat-ı Garra’nın ahkamını muhafaza, Kelimetullah’ı i’la, küfr-ü mutlakın ve küffarın (süfyan ve deccalın) fitnelerini def ile hakimiyet-i Hakkı te’min eylemek. (Bu mücahede, zamanımızda kılıçla değildir. Kılıçla olan cihad, din hükümlerinin cari olduğu dar-ı İslamın haricinde yapılabilir. Bununla beraber bu mezkur maddi ve manevi cihad, değişen şartlara bağlıdır.)Kur’an-ı Kerim’de 9. surenin 24. ayetinin çok kısa bir meali şöyledir:”De ki: Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz, akraba ve kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden meskenleriniz, evleriniz size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevgili ise, artık Allahın emri (layık olduğunuz cezası ve felaketi) gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.”Cihada dair pekçok ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler vardır.(Cihad-ı diniye farzdır; bu zamanda muzaaf farz-ı ayndır. M.)(Cihad, mertebe-i şehadetin merdivenidir. Lemeat.)(Bütün ümmet için ve bilhassa, İslam ve Kur’an hizmetinde fedakar ve sebatkar çalışan mücahidler için daima tazeliğini koruyan Tebük Seferindeki bir hadiseyi, bazı kısımlarını aynen alıyoruz.Bu hadisede, çok çeşitli ders ve ibretler vardır. Ezcümle: Maddi ve manevi cihadda, bir tekasül ve ihmalin bilhassa kendi şahsi hayatına temayül gösterip özürsüz olarak cihaddan geri kalmakla, mücahid cemaatin cihad ruhuna ve fedakarane sebatına fütur getirmek ve kuvve-i maneviyeyi kırmağa sebep olmak gibi büyük mes’uliyetler bulunduğundan, cihad ruhuna zararlı düşen bu gibi fiil ve hareketler, cemaatça ve bilhassa ileri gelen kimseler tarafından takbih edilerek, bu tarz hissiyatların inkişafına meydan vermemek.Hem ihlas ile ve sadece Allah rızası için çalışmanın şiddetli imtihanlarından geçmekle azami sadakat dersini vermek gibi ehemmiyetli çok hikmetleri ihtiva eder:(…Resulullah ile müslümanlar, gaza hazırlığıyla meşgul oldular. Ben de onlarla beraber yola hazırlanmak için sabahleyin evden çıkıp dolaşırdım. Hiçbir iş görmeden akşam üzeri döner gelirdim. Ve kendi kendime: “Hazırlanmağa kudretim, vaktim müsaittir.” derdim. Bu ihmalcilik bende durmayıp devam etmişti.Resulüllah gazaya gittikten sonra çarşıya, pazara çıktığım ve halk arasında dolaştığım sıra beni en fazla mahzun ve mükedder eden bir şey vardı. O da halk arasında (imanı yerinde, vücudu zinde kimse) görmemekliğim; ancak ya nasiyesine nifak damgası vurulmuş kimselerden bir kişi yahut da malül olup da Allah Teala’nın mazur gördüğü bir mü’min görürdüm.Sonra Resulüllah bir sabah Medine’ye teşrif buyurdu. Resulüllah bir seferden geldiğinde ilk iş olarak mescide girmek ve orada iki rekat namaz kılmak, sonra halkın: Hoş geldiniz temennilerini kabul etmek için oturmak itiyadında idi. Bu defa da bu adetini yerine getirip mescidde oturunca Tebük Seferi’ne gitmeyip arda kalanlar Resulüllah’a gelerek özür dilemeye ve yemin ile özürlerini te’yid etmeğe başladılar. Bunlar seksen kadar er kişiydiler. Resulüllah bunların hallerine göre özürlerini ve biatlerini kabul ve onlar için istiğfar buyurdu. Ve bunların iç yüzünü ve hakikatını Allah Teala’ya havale eyledi. Bu arada ben de huzura geldim. Ve Resulüllah’a selam verince gazablı bir tebessümle gülümsedi. Sonra bana: Gel dedi. Ben de yürüyüp vardım, ta önünde oturdum. Bana: “Seni nasıl bir mani geri bıraktı? Sen Akabe’de arkana biat almış değil mi idin?” buyurdu. Ben de şöyle cevap verdim: “Evet, vallahi, Ya Resulüllah! Size nusret etmeğe söz verdim. Vallahi benim seferden tahallüfüm hakkında arzedecek hiç özrüm yoktur. Vallahi ben sizden geri kaldığım zamanki kadar hiçbir vakit daha kuvvetli ve daha suhuletli değildim.” Bu maruzatım üzerine Resulüllah (A.S.M.) “Hakikaten bu, doğru söyledi. Ey Ka’b! Haydi kalk; Allah hakkında hükmedinceye kadar bekle!” buyurdu.Resulüllah, kendisinden seferde geri kalanlardan bizim işte şu üçümüzle konuşmaktan müslümanları nehyetti. Halk da bizden çekindiler ve bize yüzlerini ekşittiler. Hatta bana yeryüzü yabancılaştı, bu hakidan benim bildiğim toprak değildi. Bu hal üzere elli gün kaldık. İki arkadaşım halktan çekildiler ve evlerinde oturup ağlamakla vakit geçirdiler. Fakat, ben onların daha genci ve daha salabetlisi idim. Bu cihetle ben evimden çıkardım. Ve mescide gidip müslümanlarla beraber namazda hazır bulunurdum. Ve sokaklarda, çarşıda dolaşırdım. Halbuki hiçbir kimse bana söz söylemezdi. Namazdan sonra Resulüllah’ın meclisine varır ve kendine selam verirdim. Ve içimden: Acaba Resulüllah selamıma mukabele ederek dudaklarını oynattı mı, yoksa oynatmadı mı? derdim. Sonra namazı Resulüllah’ın yakınında kılardım da gizlice onu gözetlerdim. Namazıma yöneldiğim sıra o bana doğru dönerdi. Fakat ben onun tarafına bakınca da yüzünü çevirirdi. Nihayet halkın cefasından ıztırab çektiğim bu hal uzayınca bir gün gittim. Ta Ebu Katade’nin bahçe duvarından aştım. Ebu Katade, amcam oğlu ve halk arasında beni en çok seven bir zat idi. Vardım, ona selam verdim. Vallahi selamımı almadı. Ben: “Ey Ebu Katade! Allah adına and vererek sana sorarım: Benim Allah’ı ve Resulüllah’ı sevdiğimi bilir misin?” dedim. Sustu, cevap vermedi. Tekrar and verdim. Allah aşkına sordum. Yine sükut etti. Üçüncü bir daha Allah adına and verdim. Bu defa: “Allah ve Resulü daha iyi bilir!” dedi. Bunun üzerine gözlerimden yaş boşandı. Artık döndüm, duvardan aştım.Ka’b bin Malik rivayetine devam ederek der ki: Birgün Medine çarşısında gidiyordum. Medine’ye zahire satmağa gelen Şam ahalisinden nebeti bir fellah, bir ekinci: “Ka’b bin Malik’i bulmağa bana kim delalet eder?” diye soruyordu. Bunun üzerine halk ona beni göstermeğe başladılar. Nihayet nebeti kişi bana geldi. Ve Gassan Meliki’nden bir mektup verdi. Bakınca: (Emma ba’dü) den sonra bu mektupta şöyle yazıldığını gördüm: Haber aldığıma göre sahibin (Peygamber), sana cefa ve eza ediyormuş. Allah seni hakaret görecek ve hakkın zayi olacak bir mevkide tahkir ve tezlil için yaratmamıştır. Orada durma, bize gel! Sana şanına layık bir surette hürmet ve ihsanda bulunuruz. Bu mektubu okuyunca, bu da öbür–uşu– gibi bir beladır, dedim. Hemen bu sayfayı ocağa attım, ocakta yaktım.Nihayet bu elemli elli günden kırk günü geçtiğinde bir gün baktım ki Resulüllah’ın gönderdiği bir zat, (Huzeyme bin Sabit) bana geliyor. Huzeyme gelip, bana: “Resülullah sana kadınından ayrılmanı emrediyor!” dedi. Ben de: “Kadınımı boşayacak mıyım, yoksa ne yapacağım?” dedim. O da: “Hayır, boşama, yalnız ondan ayrı bulun, kadınına yaklaşma.” dedi.Resulüllah, Huzeyme ile iki arkadaşım Murar ile Hilal’e de bunun gibi emir göndermişti. Bu emir üzerine kadınıma, haydi ehline (baban ailesi yanına) git, Allah bu iş hakkında hükmedinceye kadar, onların yanında bulun! dedim.Bundan sonra on gün daha durdum. Ta ki Resulüllah’ın bizimle halkı görüşmekten menettiği tarihten itibaren elli günümüz dolmuştu. Vakta ki ellinci günün sabahında sabah namazını kıldım. Ve evlerimizden birinin damı üzerinde bulunuyordum. Öyle bir halde bulunuyordum ki, Allah Telalanın (Tevbe suresinde) zikrettiği vechile hayatım bana güçleşmişti. Ve yeryüzü bütün genişliği ile başıma dar gelmişti. İşte bu sırada Sili dağı üzerinde en yüksek sesiyle: “Ey Ka’b bin Malik, müjde!.” diye olanca kuvvetiyle bağıran birisinin sesini işittim. Hemen secdeye kapandım. Ve anladım ki darlık gitmiş, genişlik gelmiştir. Ve Resulüllah sabah namazını kıldığı zaman Allah’ın bizim üzerimize tevbesini (nedametlerimizin kabulünü) ilan etmiştir de, halk bize müjdelemeğe koşmuştur. Arkadaşlarım tarafına da bir takım müjdeciler gitmişlerdi. Bana da bir kişi (Zübeyr bin Avvam) müjdelemek üzere atını sürmüştü. Ve Eslem kabilesinden bir müjdeci (Hamza bin Amr) da koşup Sili dağının üstüne çıkmıştı. Bunun sesi attan sür’atli idi. Sevimli sesini işittiğim bu müjdeci bana gelince üzerimdeki iki kat elbisemi hemen çıkarıp müjdelik olarak ona giydirdim. Vallahi o gün bundan başka elbisem yoktu. (Ebu Katade’den) iğreti iki kat elbise alıp giydim. Hemen Resulüllah’a (A.S.M.) koştum. Ashab, beni takım takım karşıladılar. Tevbemin kabulünü (günahtan beraatimi) tebrik ediyorlar ve: Allahın, tevbeni kabul buyurması sana kutlu olsun! diyorlardı.Ka’b rivayetine devam ederek der ki: Nihayet mescide girdim. Resulüllah oturmuştu. Etrafında ashab çevrelenmişti. Hem Talha bin Ubeydullah kalktı, koşarak geldi, musafaha etti, elimi sıktı ve beni tebrik etti. Vallahi muhacirlerden Talhadan başka kimse bana ayağa kalkmadı. Talha’nın bu lütfunu unutmam.Ka’b der ki: Vaktaki Resulüllah’a (A.S.M.) selam verdim. Mübarek yüzü meserretten şimşek çakar gibi şakır bir halde bana: “Bir günün hayır ve saadeti ile müjde sana ey Ka’b ki, annen doğurduğu günden beri yaşadığın günlerin en hayırlısı!” buyurdu. Ben: “Ya Resulallah! Bu tebşir, tarafınızdan mı, yoksa Allah tarafından mı?” dedim. Resulullah: Hayır, benim tarafımdan değil, doğrudan Allah tarafından! buyurdu. Esasen Resul-ü Ekrem, taraf-ı İlahiden tesrir buyurulduğu zaman mübarek yüzü parlardı, hatta o, bir ay parçasına benzerdi. Biz de meserretli bir vahiy geldiğini onun bu sevimli simasından anlardık.Vaktaki Resulüllah’ın huzurunda oturdum. – Ya Resulallah, Allah ve Resulullah’ın rızası için halis sadaka olmak üzere malımdan sıyrılıp çıkmak ve malımın hepsini fukaraya dağıtmak istiyorum. Bu istek, tevbemin kabulü icabındandır dedim. Resulullah (A.S.M.): “Hayır, malının bir kısmını kendine alıkoy. Bu senin için daha hayırlıdır!” buyurdu. Ben de “Şu Hayber’deki hissemi alıkorum” dedim.) (S.B.M.)

 

 Cihad İsminin Numeroloji Yorumu


Gizil gücünüz akıl gücü ve gözlemle ilintilidir. Yalnız kaldığınızda, kendinizi dışlanmış hissetmemelisiniz. Gizil gücünüzü iç sesinizi bulmak için kullanın. Akılcı, mantıklı, ilginç bir insansınız. Sahip olduğunuz akıl gücünüzü insanlara yardımcı olmak için kullanmalısınız. Tinsellikten daha çok dünyevi işlerle uğraşmak sizin için daha yararlı olacaktır.

İfadenizi, önsezi ve ilhamla ortaya koyacaksınız. Altıncı hissinizi kullanarak tinsel bir kılavuz olabilirsiniz. Maddi ve manevi dünya arasında bir köprüsünüz. Mümkün olduğu kadar maddi dünyayla bağlantılı olun. Duygusallığınızın hayatınızı mahvetmesine izin vermeyin.
Son 2 harfine (ad) göre cihad ile Uyumlu İsimler :
kürşad dilşad murad azad
BAŞ HARFLERİ CİHAD İLE UYUMLU İSİMLER:
İlk 4 harfine (ciha) göre CİHAD ile Uyumlu İsimler :
cihan cihangir cihat cihanşah
İlk 3 harfine (cih) göre CİHAD ile Uyumlu İsimler :
İlk 2 harfine (ci) göre CİHAD ile Uyumlu İsimler :
civan
 Cihad İsmi Türkiye’de En Çok Kullanılan Kaçıncı İsimdir?
Cihad adı ülkemizde kullanım sıklığı bakımından sırada yer almaktadır.
Ülkemizde Cihad  İsminde Kaç Kişi Var?
Türkiye’de adı  Cihad olan toplam kişi vardır.

Köken olarak Cihad  İsminin Kökeni Nedir? Hangi Dilden Geçmiştir? Türkçe mi? Kürtçe mi? Arapça mı? Farsça mı?
Bilindiği kadarıyla Cihad  isminin kökeni: Arapça
Cinsiyet olarak  Cihad isminin cinsiyeti nedir? Kız adı mı, erkek adı mı, yoksa her iki cinse koyulabilen üniseks bir isim mi?
Cihad adının cinsiyeti: Erkek ismi

 Cihad İsmi Kaç Harften Oluşmaktadır?
Cihad adının harf sayısı:5

 Cihad İsmi Kuranda Geçiyormu? Nerde Geçer? Kuranda Geçen Kız/Erkek İsimleri Arasında Varmı? Hangi Ayette ve Surede Geçmektedir?

Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de Cihad  İsmi VARDIR GEÇER.

Gelin İsmini  Cihad Hep Birlikte Analiz Edelim ve Sonuçların Nasıl Çıktığına Beraber Göz Atalım:

İsim analiz sonuçları hakkında bilgi: İsimler harflerden oluşur ve İSİM ANALİZİ TABLOSU’nda her harf için belirli bir karakteristik özellik yer alır. İsmin harflerine göre bu özellikleri alt alta sıralayarak ismin analizine topluca bir bakış atılabilir ve bir fikir sahibi olunabilir.

C harfi : Konuşma ve yazma yeteneği
İ harfi : Kırılganlığı
H harfi : Sakin ve durağanlık
A harfi : Atılgan, enerjik
D harfi : Üstün güçlere sahipliği

Kendi İsminizi, Sevgilinizin İsmi İle Birlikte Yazarak Aşk Testi Yapın ve İsim Uyumunu Kontrol Edin!
Acaba adınız sevdiğiniz insanın adı ile ne kadar uyumlu? Sevgilinizin adı sizinkiyle birbirine ne kadar yakışıyor? Bunu anlamak artık çok kolay! Sadece bir iki saniyenizi ayırarak aşağıdaki isim uyumu hesaplayıcısından yapabilirsiniz.
Hesaplayıcıda “Your Name” kısmına kendi adınızı, “His or Her Name” kısmına da sevgilinizin, kardeşinizin, kız arkadaşınızın veya bir dostunuzun ismini yazın. Ardından Test yazan butona tıklayın. Hepsi bu kadar kolay işte!

Sponsorlu Bağlantılar

  • Bu isimle ilişkili diğer sayfalarımız için alttaki linklere tıklayınız:
  • Cihad ismi ile uyumlu isimler
  • Cihad İsmi Kuranda Geçer mi?
  • Hangi İsme Bakmıştınız? İsmi Yazıp Enter Tuşuna Basın!

    Cenan İsminin Anlamı, Analizi, Kökeni, Numerolojisi Hakkında Bilgi

    Sonraki Sayfa »

    Canberk İsminin Anlamı, Analizi, Kökeni, Numerolojisi Hakkında Bilgi

    Yorum Yaz

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir